AYRINTILARDA SAKLANAN FARKINA GEÇ VARDIKLARIMIZ...

Tanım

Seni bulmaktan önce aramak isterim. Seni sevmekten önce anlamak isterim. Seni bir yaşam boyu bitirmek değilde, Sana hep yeniden başlamak isterim... ÖZDEMİR ASAF


Bağlantılarım

» Asıl Bakılacak
» Beni Bana Sor
» Eskiye Dair
» Karşılıksız Sevdiklerim
» Sevdaya dair
  • Resimlerim
  • Hiyamef
  • Hikayeler
  • Tebrikler
  • 'class='menu'>Kategorilerim

    Free Hit Counter

    TÜM ARKADAŞLARI DÜĞÜNÜME BEKLİYORUM İNŞALLAH.SELAM VE DUAYLA...







    Tarih: 23:31, 20/7/2009 Kategori: Sevdaya dair
    Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

    HERŞEY SENİN UĞRUNA...



    Sana vuruldum diye düşman oldular bana
    Tanımıyorlar beni canım koydum yoluna

    Çarelerim tükenmez böyle sevdam oldukça
    Kanım çekiyor gülüm asilik var soyumda

    Herşey senin uğruna katlanmak boyun borcum
    Helalim olacaksın başka yolu yok bunun
    Sen yarim olacaksın başka yolu yok bunun

    Geceler hayırsızdır görünmüyor tuzaklar
    Yolu duman bürümüş seçilmiyor uzaklar

    Bin dereden su gelse temelinden yıksalar
    Yine vazgeçmem gülüm incelen yerden kopar

    Herşey senin uğruna katlanmak boyun borcum
    Helalim olacaksın başka yolu yok bunun
    Sen yarim olacaksın başka yolu yok bun
    un...





    NOT:

    ((((((((((26.07.2008 CUMARTESİ günü itibariyle Bahadır Han Beyle sözlenmiş bulunuyorum...)))))))))))))

    **********Rabbim mutluluğumuzu daim etsin...************





    Tarih: 20:37, 14/10/2008 Kategori: Sevdaya dair
    Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

    ANNEM GİBİ



    Güvenmek istedim kendime

    Fırsatım vardı olmadı
    Birazcık şahlansam yakıştırılmadı
    Tatmin oldular

    Elden bir şey gelir mi
    Kıymet bildiklerim gibi
    Benimde bilinir mi
    Sen haklıydın her zaman
    Annem gibi

    Haksızlığı da koydum bavuluma
    Yalnızlığı da aldım yanıma

    Teşekkür ettim her şey adına
    Gidiyorum Gidiyorum
    Ama ETMİYORUM EYVALLAH !!!

     

     

     SEVDA KARABABA


    Tarih: 20:15, 14/10/2008 Kategori: Sevdaya dair
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    TUZLU KAHVE...

                             

     

    Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika bir şey di. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki.. Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı, ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı.. “Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.. “Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi.. “Kahveme koymak için..” Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı.. Kahveye tuz!.. Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.

    Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var” dedi.. Delikanlı anlattı: “Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum. . Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.. Onları ve evimi öyle özlüyorum ki..” Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının.. Kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri.. Ev duyusu olan biri.. Kız da konuşmaya başladı.. Onun da evi uzaklardaydı.. Çocukluğu gibi..

    O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu.. Tatlı ve sıcak.. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii.. Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu..

    Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü.. 40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden sonra aç” diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına.. Şöyle diyordu, satırlarında.. “Sevgilim, bir tanem.. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede..

    İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun?.Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan.. Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok.. İşte gerçek.. Ben tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat.. Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pişmanlık duymadan.

    Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, her şeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da..” Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında bir gün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey” diye soracak oldu.. Gözleri nemlendi kadının.. Çok tatlı!.. dedi..

     

     


    Tarih: 12:33, 30/9/2006 Kategori: Sevdaya dair
    Yorum (8) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->